Beklenmedik işler,,, sorunlar,,, dertler......... Ve gidemediğimiz, göremediğimiz ama buna rağmen "bizimdir" dediğimiz bir blog var orda bir yerde... Halen burayı bırakamadığımı gördüğümdeyse ilk aklıma gelen...
İnsanları aldatmayı neden bu kadar seviyor ki kendini insan sananlar?!.. Karşındakini kandırarak elde edebileceğin herangi bir sahte zaferin uzun vadeli neticeleri hakkında en ufak bir...
Çok yakında yeni blogcu adresimdeyim... Bu süre zarfında buraya da birşeyler eklemek istemiyorum... Hayat geçiyor ve bizler bazen, birşeyleri arkamızda bırakmak zorunda kalıyoruz... Arkamızda bıraktıklarımızı...
Sual: Hep yumuşak hareket edilmesini bildiriyorsunuz. Neden hakkı mertçe ve sertçe söylemekten çekiniyorsunuz?CEVAPAllahü teâlâ yumuşak olmayı emretmektedir:(Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle davet et, onlarla en...
...Bu sırada Ayşe, hastane odasından kaçmanın yollarını arıyordu. Kapının önünde amcası hazır bekliyor, yengesi ise zaten yanından hiç ayrılmıyordu. Ayşe, bu durumda daha da bunalıyor...
Ben gittikten sonra gelirsen, gelme, istemem... Gittiğimin hüznüyle, gülme artık, istemem...Ben ağlarken, sen yoksun, yok, gelme artık...Gözyaşlarımın izinden, takip etme beni...Işığım olacaksan gel, gölgem...
Kendini, bazen geleceğini ararken buluyorsun... Dimdik, duvar gibi dururken herkesin karşısında, aynada kendine bakınca, bir enkaz görmek... Yüreğini acıtan birşeyler varsa devamlı derininde, yaşamak ne...
...-“Bana bak küçük hanım! Yeter artık! Yüzüne güldükçe, üstüne titredikçe, şımardın sen!!! Ben gelemem böyle nazlanmaya, yolarım o saçlarını köklerinden, o zaman ağlayacak bir sebebin...
İstatistiklerime bakılırsa maalesef ilgilenip de tek kelime ekleyemediğim blogumu ziyaret ediyor olan, yangında ilk kurtarılacak ziyaretçilerimiz var... Çok şükür... Bu yazı onlara bir teşekkür ve...
...Ayşe bayılmıştı. Amca ve yenge bağırış, çağırış, her işlerinde olduğu gibi yaygaralar ile Ayşe’yi çağırılan bir ambulansla hastaneye götürmüşlerdi. Cemil kör kütük uyuyor olduğundan bunların...
Gözleri korkuyla açıldı, arkasını dönmeden hızla eve doğru yürümeye başladı, hırıltılı ve boğuk sesler duyuyordu fakat bakmaya cesaret de edemiyordu. Evin kapısına gelip kendini...
Sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda Horasan'ın Merv şehrinde ve Bağdât'ta yaşamış olan büyük velîlerden. İsmi, Bişr bin Hâris Abdurrahmân, künyesi Ebû Nasr'dır. Yalınayak gezdiği için "Hafî"...
Giderek uzaklaşıyorken çocukluğumdan... Unutkanlıklarım da artıyorken yavaştan... Varlık ile yokluk arasındaki o ince çizgide...Umuda, hüzne, sevince, yeni yılda, yine, sil baştan...
Blogumuza eklediğimiz her yazıyı grubumuza da gönderiyoruz normalde... Fakat gruba üye olup da blog'a eklenen yazıları almak istemeyen kardeşlerimiz lütfen bana ulaşsınlar...
Ne zorluklar, ne sıkıntılar çektin değil mi? Hep yüzün yerdeydi... Kimi zaman yoksulluk eğdi o başı, kimi zaman dostların... Çekingendi tavrın, gözlerin yaşlıydı... Yüzünde çizgiler...
Gözlerimden yaşlar akar, İçim sızım sızım sızlar... Bilir misin? Sensindir aklımda olan, o anlar... Dalıp gider ruhum, derinlere...Salkım salkım dökülür hatıralar, önümde...Bilir misin?O anılarda,...